Öne çıkarılan yazı

TRAVESTi NEDiR?

travesti travestilik nedir?

travesti

Türkiye de travesti operasyon geçirmemiş ve kadın ruhu taşıyıp gürüntüsünü tamamen kadın yapmış erkeğe yada erkek ruhu taşıyıp görüntüsünüde tamamen erkek yapmış kadına denir.

travestinin anlamları kişiye bölgeye hatta kıtalara görede değişebilir , örneğin wikipedia da ki travestilik tanımında Travestilik ya da travestizm, genellikle cinsel haz almak amacıyla, karşı cinsin kıyafetlerini giymek diye açıklansa da bana göre öyle değildir.

ama yinede http://tr.wikipedia.org/wiki/Travestilik linkinden wikipediadan okuyabilirsiniz.

Öne çıkarılan yazı

travestiden hayata dairin devamı

Bu yazının en baş kısmını travesti sitesi olan diğer siteden okuyabilirsiniz okumak için travesti kelimesine tıklayınız

Burası neresi biliyormusun dedi ve benim artık uykum falan kalmamıştı birden irkildim ve neresi? dedim. Burası benim daha önce Avşar isminde bir travestiyi vurduğum yer dedi ben birden acaip bir şekilde korktum ve sanki elim ayağım boşalır gibi oldu ama kendi kendime lütfen ayakta kalmalısın, dirayetli ol diye telkinde bulunmaya başladım. Çok korkmuştum ama yinede kendimi kaybetmemeliydim ve birden rol yapmaya başladım, sanki adamın söylediği bir şakaymış ve ben hiç korkmamışım gibi yaparak adama;

Neyse artık buraya kadar gelmişiz ve sen de çok tatlı birisin artık seninle olmalıyım diyerek adamla ilgili olduğumu göstermek için ona tatlı sözler sarf etmeye başladım ve adam neyse burayıda boşver ben asıl sana tarlalarımı göstereyim diyerek arabayı dağa doğru sürmeye başladı. Dağın etrafı yoldu ve etrafından dönerek çıkıyorduk , çıkarkende yan taraf uçurumdu ve birden direksiyona asılıp uçuruma doru arabayı sürmek geçiyordu aklımdan ki, adam birder anlamış gibi arabayı durdurdu ve bana senin gibi travestileri çok gördüm isimin travesti iclal mi dedi, evet dedim şimdi arabadan in ve arkaya geç dedi şaşırmıştım ve indim araka tarafa geçtim ve adam sürmeye başladı arabanın arka tarafında bir torba dolusu şişe bira vardı normalde alkol kullanmıyordum fakat o an hem elimde bir şişe olsun diye hemde cesaret almak için bir bira içiebilirmiyim dedim., adamın sanki işine gelmişçesine tabi dedi ve dağın zirvesine kadar çıktık. En sonunda adam bana döndü ve burası neresi biliyormusun? burası benim işte, bu gördüğün tüm tarlalar benim dedi ve ben şimfdi inip küçük su dökeceğim, arabanın bağacı silah dolu pompalı bile var arabanın da anahtarı üstünde cesaretin varsa iner alırsın silahları diyerek 100 metre geriye giderek çişini yaptı bu esnada dahada korkmuştum.

Arabanın anahtarı üstünde arabayı alıp kaçsam diye düşünüyorum ama elim, ayağım, sinrlerim boşalmış gibi birden hareket ettiremezsem ve gelip bana yetişirse diye sanki korkudan kilitlenmişcesine donmuştum. Kendimce sen nasıl travesti sin diye düşünürken adam geldi.

Ne oldu tırstınmı diyerek yanıma bindi ve bana çalış dedi ben de adamın isteklerini tek tek yerine getirmeye başladım. Adamın gözü o an saatime ve boynumdaki altın zincire takıldı, bunlar ne güzelmiş böyle dedi.

O an gözlerim ışıldadı sanki, aklıma birşeyler geldi ve aşkım benim sen çok tatlı bir insansın onlar bayan işi ben senden çok hoşlandım devamlı benim olursan sana onların daha iyisini alırım ve seninle dost hayatı bile yaşarım kazandığımı sana veririm gibi şeyler söylemeye başlayınca adam; gerçekten mi? tatlımıyım gibi zaaflarını belli etmeye başladı. devamı travesti kelimesine tıkla.

Öne çıkarılan yazı

Travesti mix Net Hakkında

Travestimix.net sitesi aslında bir travesti model aarkadaş bulma sitesidir ve aynı zaman da Dünyadan haber, magazin sitesidir bu sitede trv modellere ulaşmak için  yukarda şehirlere göre arama yapabilirsiniz. Sitemizde model olabilmek için gerçek travesti olmanız gerekir eğer CD veya erkek veya bayan iseniz giriş yaptıktan sonra üye kayıttan üyelik yaparak sitede gezinebilirsiniz.

Sitemiz ciddi travesti model sitesi olup,  içeride kötü içerikli yayın yapmak kötü söz ve davranışta bulunmak kesinlikle yasaktır. Tespit edildiğinde üyelikler iptal edilir. Normal üyelikler kısıtlı olup telefon yayınlanmamakta olup sadece anlık mesajlaşma ve göz kırpma şeklinde arkadaşlıklara açıktır

Travesti Nedir? Doğuştan kadın ruhu taşıyan ve görüntüsünü tamamen değiştirip hormon dengelerini tamamlayıp görüntüsünü tamamen bayan yönünde değiştiren veya bayan olup tamaen erkek görüntüsüne girmiş fakat operasyon geçirmemiş kadına veya erkeğe travesti denir.  Operasyon geçirip cinsel organını da değiştiren kişiye işe transeksüel kısaca trans denir trans ingilizcede geçiş anlamına gelmekte olup seksüel geçişi belirtmektedir. travestiler genetik olarak gerçekten o vasıfları taşıyan kişlerdir, hastalık değildir. bazı psikologlar hasta ruh olarak görseler ve tedavi edilebilir bir durum deselerde bu tamamen travesti ailelerinden rant elde etmek için uydurulmuş bir hikayedir. Asla bir pisikiyatrist bir travestiyi değiştiremez, ancak zanman içerisin de kişi kendini milyonda bir de olsa değişime ikna edebilir kişinin kendisi ile alakalıdır tamaen kendi elindedir. Bu durum ise kişinin kendini tavuk sanması ile eşdeğerdir yani kişi kendisini baskı ile zorla erkek yapsa bile asıl hasta ruh olan bu durumdur.

 

Eğitimin yaşı yoktur

 Anne karnında başlayan eğitim hayatımız ölünceye kadar olan sürede devam eder.

Yeni bir şeyler öğrenme dürtüsü insanın yaradılışında vardır. Önemli olan öğrenmek değil, doğru bilgileri belleğimize yazmaktır. Günümüz eğitimi insanları kurallı yaşamaya iten bir disiplin zinciridir. Okulda, evde, işyerinde üstüne itaat etmeyi öğreten sistem kişiye neden sorusunu sordurmaktan uzaktır.

Eğitim insanları bilgilendirirken kurallara uymaya da zorunlu hale getiriyor. Eğitim sisteminde yapılan yanlış davranışlar insanları sorgulamaktan uzaklaştırıp, kuralcı, her söyleneni harfiyen yapan kişiler yetişmesine neden oluyor.

Yıllar önce o zamanlar çok popüler bir haftalık dergi olan Nokta İstanbul’da ilginç bir deney yapmıştı. Bir tiyatro sanatçısı olan Ezel Akay eline bir megafon alarak koyu renk elbiseler ve siyah pardesüler giyen ekibiyle birlikte önce güvercinleriyle ünlü Yenicamii’nin arkasındaki parka giderler. Parkta oturan gezen etrafı seyreden bir sürü insan vardı. Akay elindeki megafonla kalabalığa doğru sert bir emir verir: “Herkes ayağa kalksın!” Emri duyan Akay’ı ve ekibini gören istisnasız herkes derhal ayağa kalkar.

Sonra Eminönü İskelesi’ne geçerler. Akay yine sert bir emirle: “Herkes yere çöksün!” diye bağırır. Gemiden inenler bilet kuyruğunda bekleyenler simitçiler işportacılar emri duyan herkes yere çöker.

Sonra Mecidiyeköy’deki stadyumun önüne giderler. Megafondan: “Herkes ellirini kaldırıp duvara yaslansın!” emri duyuldu. Stadyuma girmek için kuyrukta bekleyen futbol seyircileri kokoreççiler bayrakçılar derhal emre uyarlar.

Daha sonra da ekip bir fabrikanın önüne giderler. Mesai saati başlamak üzeredir. Fabrikanın girişine bir masa koyarlar ve masanın üzerinde düzmece bir evrak yerleştirerek işçilere emiri verirler: “Herkes içeriye girerken bu kâğıtlara parmak basacak!” Giren basar giren basar. Kimsenin aklına “siz kimsiniz hemşehrim? Neden bu kâğıtlara parmak basıyoruz?” diye sormak gelmez.

Oysa eğitim bir insanın her yönüyle bilinçlendirilmesi demektir. Yeterli eğitimi almış kişiler dolandırıcıların tuzağına düşmez, yanlış yollara sapmaz ve en önemlisi bilinen gerçeklerden hareket ederek bilinmeyeni ortaya çıkarmaya çalışır.  Tarihte bütün buluşlar doğru bilinen yanlışları çağ dışı bırakmıştır. Örneğin dünyanın düz kabul edildiği yıllarda bir bilim adamı çıkıp, ya değilse diye düşünüp çalışmasaydı dünyanın yuvarlak olduğunu öğrenemeyecektik.

Doğru bir aile eğitimi alan gençler etraflarında olup bitenleri sorgulayarak gerçeğe ulaşırken, icat çıkartma otur oturduğun yerde, sana mı kaldı tarzında yetişen gençler etliye sütlüye karışmamak adına robotlaşarak doğru bilinen yanlışlarla hayatlarını devam ettirirler.Günümüz toplumlarında herkesin yaptığı doğru, bir kısım insanların yaptığı ise yanlış olarak nitelendirilir. Örneğin toplumda bizimle  birlikte yaşayan trans bireylere toplum olarak tepki gösterirken bunu nedenini bilmeyiz. Sadece genel bir anlayıştan yola çıkarız. Bize travestiliğin, çift cinsiyetliğin yanlış olduğu öğretilmiştir fakat neden insanların bu yolu seçtiği öğretilmemiştir.

Travesti bireyleri toplumda ikinci sınıf vatandaş olarak kabul etmemizin nedenini bilmeden dışlarız, oysa sorgulayan toplumlar, trans bireyler hakkında bilgi sahibi olduklarında bu olayın doğuştan geldiğini, değiştirilemeyeceğini görürler ve onları suçlamaktan vazgeçip durumlarını anlamaya çalışırlar.  Tarih boyunca insanların bir şeyleri düzeltme çabası olmasaydı bilim dediğimiz olgu gelişmeyecekti. Sorgulayan ve nedenini araştıran yeni nesiller yetiştirmek öncelikle ailelerin görevidir. Öocuklarımıza emirler verirken onları karşımıza oturtup nedenlerini de açıklamak gerekir.

 

 

Kadınlar Venüs erkekler marstan geldi

Kadın ve erkeğin sadece dış görünüş değil ruhsal olarak da birbirlerinden farklı olduğu gerçeği kadın ve erkeğin birbirini anlamaması sonucunu doğurmaktadır.

Bir kadının söylediği sözler kalbinden geçenleri direkt olarak anlatmasa da hal ve hareketleri kadını  ele verir. Bir kadının erkeğinden beklentisi öyle çok anlaşılmaz zor şeyler değildir. Kadın her zaman kendini her koşulda koruyacak bir liman arar. Başı her sıkıştığında kollarında rahatlayabileceği erkeği bulan kadınların diğer kadınlara göre daha mutlu olduğu her halinden belli olur.kadının beklentisini onu kollayıp koruyan bir erkek iken, erkek her zaman kendisine muhtaç bir kadın ister.

Erkek gibi erkek olan fakat kadınına süt dökmüş aslan gibi davranan erkekler ile maçolukta sınır tanımayan kadınını anlamamakta direnen erkeler arasında  dağlar kadar fark vardır. Maço erkeler bazı durumlarda tercih edilirken, bazı durumlarda kadına itici gelir.

Sanıldığının aksine kadın cebi dolu, para hesabı yapmayan erkek değil onun özgürlüklerini kısıtlamadan her an yanında hissi veren, gönlü zengin erkek arar. Öyleyse zengin erkekler neden hep çıtırları kapıyor diyeceksiniz. Çünkü bazı kadınların zengin sevdiği, bazı kadınların güce taptığı doğrudur fakat bu ilişkiler her zaman kısa sürmeye mahkumdur. Kadın dilinden anlamayan erkeğin cebi bir yere kadar idare eder. Yüreği dolu erkek cebi dolu erkekten daha makbuldur.

Kadın bir erkeğe aramızda yaş farkı olmasaydı seni severdim dediğimde erkek bunu nasıl anlar? Bir kısım erkek ah daha genç olsaydım derken, bir kısmı da  babası yaşındaki kıza sarktığı için pişman olur. Kadının söylemek istediği de tam olarak budur aslında bunu anlayan erkelerin sayısı o kadar azdır ki,

Çıkma teklifinde bulunduğunuz kız size işlerim çok yoğun hiç vaktim yok derken, sizi beğenmediğini üstü kapalı bir şekilde kalp kırmadan söylemeye çalışıyor demektir. Çünkü kadının sevdiği erkeğe ayıracak vakti her zaman vardır. Kadın sevdiğini el üstünde tutar ve ona bağlanır.

Aynı şekilde erkeklerin de karşısındaki kırmamak için kıvırdığı cümleler vardır;

erkek ne söyler: “seni üzmek istemiyorum!”

anlamamız gereken, seni asla üzmek istemesem de üzeceğim ve bunun sorumluluğunu da almayacağım. seni ve ilişkimizi nasıl etkileyeceğini düşünmeden hareket ediyorum çünkü sadece kendimi düşünüyorum. sonuçlarının ne olacağını umursamadan şu an ne elde edebilirim ona bakıyorum. seni neyin üzdüğünü, neyin sana acı verdiğini anlamıyorum o yüzden bu davranışlarıma devam edeceğim.

Peki biz ne anlarız, beni üzmek istemiyor çünkü beni önemsiyor.Beni üzse de bunu istemeden yapacağı için onu affedeceğim. Daha pek çok yanlış anlamadan bahsedilebilir.

Erkeklerin marstan kadınların venüsten geldiği dünyamızda yüzyıllardır bir türlü aynı noktada birleşip anlaşamayan kadın ve erkek konusu daha çok su götürür. Kadınların en iyi anlaştığı canlılar kedilerden sonra yine kadınlardır. Hatta trans kadınların yani travestilerin kadınlık algıları daha fazla geliştiğinden bir kadını en iyi anlayan kişilerin onlar olduğunu söyleyebiliriz. Trans bireylerin algısı neden daha gelişkendir konusuna henüz cevap verecek teknoloji gelişmediğinden bu konu muallakta kamıştır.

Öylesine düz mantığa sahiptir ki bizim erkeklerimiz öylesine kolaydırlar ki kadınların onlara pabucu ters giydirmeleri bu sebepten de gayet normaldir. Erkekler olanı söyler kadınlar ise olmuş olani, o an olanı ve ne olacağını anlar. Kadınların anlama yeteneğinin erkeklerden daha gelişmiş olmasını ise sadece yaradılış diye tanımlarız. Kısacası kadının sezgileriyle yarışamayan erkekler her zaman kadınların bir adım gerisinde kalmak zorundadır. Kadınları anlama el kitaplarını girdiğiniz her kitapçıda rahatlıkla bulabilirsiniz fakat ne kadarını tatbik edebilirsiniz o siz erkeklere kalmış.

 

Dünyada cenneti bulmak

İnsanın varoluş tarihinden itibaren bir yaradana inanma ihtiyacı vardır. Bu yüzden dünyaya gelen ilk insandan itibaren iyiliğin ve kötülüğün karşılığı bulunmaktadır.
Bu dünyada yapılan iyilik ve kötülüklerin toplamının bizi hangi yöne sevk edeceğini bilerek cennet hayali kurarız. oysa bu dünyada cenneti bulanlar zaten öbür dünya da yerlerini hazırlamaktadırlar. İnsanın insanı sevmesi, güzel ahlaklı olması, bilerek ve isteyerek hiç bir canlıya zarar vermemesi gibi üstün özellikler hayatımızı mutluluk ve huzur içinde geçirmemizin ilk kuralıdır. Cennet ve cehennem kavramı soyut kavramlar olarak görülse de yapılan her eylemin bir karşılığı olması gerektiğini savunanlardanım.
Aile içinde huzuru yakalamış, başkalarının malına göz dikmeyen, aza kanaat etmeyi bilen insanlara cenneti sorduğunuzda benim cennetim evimin kapısının önünde cevabını verirler. Gerçekten de bu insanlar cenneti yaşadıkları ortamda bulmayı becermişlerdir.
Yaradanın insanlara bahşettiği güzel huylar sayesinde bu dünyada cenneti yaşamak mümkündür. Bir insanın başka bir insanı sevmesi onunla mutlu bir hayat kurması ve mutluluğun çocuk ile taçlandırılmasından daha güzel ne olabilir? Hele bir de sağlığımız yerinde ise bizden daha mutlu kimse olamaz. Mutluluk kişi isterse yakalanması en kolay duygudur.
Mutluluğa açılan yol annelerimizin dizinin dibinden geçer. cennet anaların ayakları altındadır diyen hadis_ i şerif annelerimize sayğı duymamızı gerektirir. Çünkü anneler daha rahimlerine düştüğümüz ilk andan itibaren bizler için pek çok fedakarlık yaparlar. Bu dünyada hiç bir insanın diğerine yapamayacağı kadar güzelliği sadece bizim için yapan annelerimizin kucağı bu dünyada ki cennetimizdir. Babalarımızın kıymetini unutmak onlara haksızlık yapmak istemem baba doğruyu ve yanlışı öğrendiğimiz hayat okulunun kapısıdır. Babalarımız, atalarımız sayesinde bugünkü kimliklerimize sahip oluruz. Bizi biz yapan temel özellik 64 kuşak boyunca atalarımızdan bize aktarılmış olan genlerdir.
Cebinde parası olmadığı için dünyanın güzel yerlerini gezemeyen bir kişi cennet bu dünyada ama ben göremiyorum diye düşünebilir oysa yağmur sonrası sokağa çıkıp, sadece havadaki kokuyu alsa, etraftaki ağaçlara, çiçeklere, böceklere baksa cennet için o kadar uzaklara gitmesi gerekmediğini anlayacak, maalesef doyumsuz insanlar etraflarındaki güzellikleri farketmek yerine eksikliklerle dövünmeyi marifet sayarlar.
Neden daha güzel değilim, neden çok param yok, neden sevilmiyorum diye sürekli negatif düşüncelere sahip olan kişilerin bu dünyada cenneti görmek için gözleri kapalıdır. Kalplerini mühürleyen bu körlük ne olursa olsun onları öbür dünyada da cennetten uzaklaştıracaktır.
Dünyaya geliş amacımızın daha zengin olmak değil, yaradanın farkına varmak olması gerektiğini anlayan birbirini seven insanlar, bu dünyada kimseyi hor görmeden yaşamanın kardeşlik duygusunun önemini vurgulamaktadırlar.
İçimizde yaradılış gereği bize benzemeyen farklılıklar elbette vardır var olmaya da devam edecektir. Bazılarımız eşcinsel, travesti ,bazılarımız engelli, bazılarımız ise akıldan yoksun bir şekilde dünyaya gelsekte özünde her kesin eşit olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Güzel bir doğa yürüyüşünden sonra içimize çektiğimiz her nefes bize cennetin kokusunu getirecektir. Bu dünyada hurimiz eşimiz, mutluluğumuz çocuklarımız olduğu sürece cennet zaten içinde yaşadığımız yer olacaktır.

 

Şarkıların dili

Seyahate çıkmak benim için bir işkencedir. Uzun süren yolculuklardan bunaldığım zaman cd çalarımı çantamdan çıkarıp, daha önceden içine yüklediğim müzikleri dinlemeye başlarım.

Karışık eserlerden oluşan albümün ilk parçası Aşık Veysel’den uzun ince bir yoldayım ile başlar, sanat müziğinin ölümsüz eserlerinden devam ederken , ben hülyalara dalar geçmişimi, bugünümü düşünürüm. Yaşadığım yıllar boyunca yaptığım hatalar, güzel anlarım, çelişkilerim, kararlarım film şeridi gibi önümden geçer. Bazen dinlediğim şarkıda kaybolur, bazen şarkıyla kendime gelirim. Ara sıra gözlerimi kapatıp, uyuklarken rüyalar görürüm.

“Hayat bazen tatlıdır, sevenler kanatlıdır” parçası başladığında kendi kendime senin hayatının en tatlı kısmı neresiydi diye sordum. Pek çok insan gibi çocukluk yıllarımda yaşadıklarımın ağzıma şeker tadı bıraktığını anımsadım. Hatıralarımızın en güzel çağı çocukluğumuz koşup oynamak ve mızıkçılık yapmaya geçirdiğimiz o kısa zaman yıllar geçse de belleklerimizden silinmez.

Çocukluk insanın sorumluluk almadan çoğunlukla sonunu düşünmeden yaptığı eylemlerle doludur. Onu bu kadar tatlı kılan da bu olsa gerek. Başınız her sıkıştığında evinizin sıcak atmosferinde sorunlarınızı unutur gideriz. Anne baba şefkati bir de kardeşleriniz varsa onlarla geçirilen hoş zamanlar size küçük sıkıntılarınızı unutturur. Çocukluk yılarını ailesiyle geçirmiş biri için en tatlı anlar dediğimiz bu yıllar ailesini kaybetmiş yetiştirme yurtlarında soğuk odalarda büyümüş kimsesiz bir çocuk için acı hatıralar olarak hatırlansa da  onlara  uzatılan devletin sıcak eli önlerine sunulan fırsatlarla özellikle sivil toplum kuruluşlarının çabası sayesinde kimsesizliklerini terk edilmişliklerini, dünyanın kötü yanlarını unutmalarını sağlayacak bambaşka bir dünyanın kapısını açar.

Yetiştirme yurdunda büyüyen bir genç kız yaşadığı sorunları anlatırken gözyaşlarını tutamıyordu. 18 yaşına geldiğinde ayrılmak zorunda kaldığı bu yurtlara ne olur beni geri alın çağrısı yaparken, devlete duyduğu minneti dile getiriyor. Gerçek hayatın acımasız yüzüyle tanıştığında yıkıldığını anlatıyordu.  Gerçek hayatın acımasız yüzü bu genç kızımızın yüzüne bir tokat gibi çarpmış yurtlarda ona öğretilmeyen kötülükle karşı karşıya kalmıştı.

Cinsel istismar  herkesin her yaşta karşısına çıkabilecek utanç verici bir meseledir. Kadınların bir işyerinde çalışırken patronları ve erkek çalışanlar tarafından tacize uğraması günümüzde normal kabul edilmektedir. Erkeklerin de bazen tacize uğradığı iddiasını gazete manşetlerinde okumuşsunuzdur. Özellikle çocuklarımız yaşadıkları bu durumu adlandıramazlar ve psikolojik çöküntü yakarlar.

Hiç kimsenin yaşamaması gereken bu durumu eşcinsel, travesti, çift cinsiyetli olan bireyler  sürekli yaşamakta cinsel tacizin boyutları bazen tecavüze kadar uzamaktadır. Toplum tarafından 2. Sınıf insan muamelesi gören sorunları göz ardı edilen bu kardeşlerimiz de tıpkı kimsesiz çocuklar gibi yaşadıklarını içlerine atmakta kimseden yardım alamamaktadır.  Tecavüz ya da cinsel istismar denilerek hafife alınan  bu mesele telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.

Hayatın tatlı yönlerini sorduğunuzda cevap veremeyen bu kardeşlerimizin müzik arşivi arabesk parçalarla doludur. Kendi hayatlarına saygı gösterilmesinden başka bir talepleri olmayan bu kardeşlerimizin işyerinde tacize uğrayan kadın ve erkekler, ensest ilişkiye zorlanan bizim çocuklarımızdan ne farkı var. Onlara yardım etmek hayatlarında hatırlayacakları tatlı anları oluşturmak için el ele verip çalışmalıyız. Şarkıların bir dili olsaydı bozuk plak misali aynı yerde takılıp kalırdı.

Saygı Sevgiden Üstündür

Ağzımızdan çıkan her kelimenin bir önemi vardır diyor travesti İclal.

Bazen ağzımızdan çıkan kelimeleri kulağımız duymaz. Sevdiklerimizin kalbini yok yere kırarız. Bazen de bile isteye karşımızdaki üzecek sözleri bulup söyleriz. Oysa kırılan kalbin tamiri sanıldığı kadar kolay değildir. Bir vazoyu yanlışlıkla düşürüp kırdığımızda vazo bize alınmayabilir oysa karşımızdaki insan söylediğimiz sözlerden dolayı kırılabilir.

Ömrümüz boyunca kendimize edindiğimiz dostlarımız gibi düşmanlarımız da vardır. Zayıf yönlerimizi ortaya çıkarmamızı bekleyen düşmanlarımız öyle iyi gizlenirler ki, çoğu zaman onların düşmanımız olduğunu fark etmeyiz. En küçük hatamızda bizi kolayca harcayabilecek buinsanlar bazen en yakınımızdadır.

Lafı gediğine koymak deyimini oldum olası sevmem, patavatsız ve hırpani gelir bana, söz o kadar değerlidir ki nerede, kime ne söylediğimizi her zaman tartmalıyız. Aklımızdan geçirdiğimiz her cümleyi karşımızdakine öylece söyleyiverirsek kırdığımız kalplerin haddi hesabı olmaz. İnsanın en güvenli limanı her zaman ailesidir, ailemizin içindeki fertlere davranışlarımızda ve konuşmalarımızda özen göstermeliyiz. Çocuklarımız kendilerine biz büyüklerini örnek aldıklarından özellikle onların yanında küfür içeren, kırıcı sözleri birbirimize kullanmamalıyız. Herkese karşı saygılı olmak en büyük meziyettir.

Evliliğin temeli sevgi sanılır oysa evliliğin gerçek dayanağı saygıdır. Eskiden yapılan görücü usulü evliliklerde boşanmaların az olmasının nedeni çiftlerin birbirine duydukları saygıdan kaynaklanmaktadır. Birbirlerini hiç tanımadan evlenen bu insanlar yarım asır boyunca saygı sayesinde ayakta durmuşlardır.

En küçük toplum birimi olarak kabul edilen ailede öğrenilen davranış biçimleri yaşamımızı şekillendirip, nasıl bir insan olacağımıza karar verir. Toplumlar bu küçük ailelerin birleşmesiyle oluştuğuna göre birbirine saygılı, ölçülü insanlar olmanın temeli ailede atılır. Kutsal bir müessese olan aile kavramı sağlam temellere oturtulmalıdır.

İnsanları sınıfsal ayrıma tutmak, engelli ile engelsiz insan arasında ayrım yapmak kadar yanlıştır. Birbirimizi sevip saymak için insan olduğumuzu unutmamalıyız.  Dünya üzerinde yaşayan ilk insandan beri çift kavramı vardır. Çiftler halinde yaratılan insanlar birbirlerine saygı duymazlarsa insanlık yok olmaya mecburdur.

Beni en çok üzen ise kardeş olduğumuzu unutup yaptıgımız hatalardır, kimmiz çirkin, kimmiz güzel yaratılmış olabilir. Kimi akıllı, Kimi daha az zeki de olabilir; kadını erkekten, gencin, yaşlıdan, travesti’nin, lezbiyenden farklı olmadığı bir dünya için tek yapmamız gereken birbirimizi sevmesek bile, saygı duymaktır. Karşımızdakini boş yere kırmak, kötü sözlerle onları incitmek, bizi insan olmaktan uzaklaştırır. Ne diyor Orhan abimiz; daha güzel bir dünya için, kardeşlik için, güzellik için batsın bu dünya… her zaman sevilen saygı duyulan birileri olmak bizlerin elinde, bu dünyada ne ekerseniz onu biçersiniz.

Aslan Parçası

Çocukluğumda en sevdiğim sözdü benim aslan parçam.. Babamla her hafta sonu gittiğimiz maçlarda stadyum önünde uzun kuyruklarda bekler stada girdiğimizde ise deli gibi tezahürat yapardık. Ailem koyu bir Galatasaray taraftarı olduğu için üzerimde her zaman annemin pazardan aldığı sarı-kırmızı bir formayla maçlara giderdim.

Kocaman adamlar bir topun peşinde koşan 22 adama bazen küfür ederken,  bazen göklere çıkarırlardı. Gerçeği söylemem gerekirse benim bu stadyumda olmamın tek sebebi babamı mutlu etmekti. Futbol maçlarından anladığımı iddia etmem aptallık olur.

Anlam veremediğim ise seyrettiğimiz maçı bütün gece anlatan programları tekrar tekrar  izlemek zorunda kalmamdı. Babamın benim aslan oğlum, aslan parçam sözleri olmasa maça gitmek istemediğimi söylemem daha kolay olacaktı.

Ergenlik dönemine girdiğim yıllarda bazen bir bahane bulur maçtan yırtmaya çalışırdım fakat nafile uğraşlarım hiçbir işe yaramaz ve kendimi yine o küfürbaz adamlarla 22 adamın top peşinde koşmasını izlerken buluırdum.

Bir gün annemin -bey yeter artık bu çocuğu maça götürdüğün bırak biraz da bana ev işlerinde yardım etsin dediğinde babam köpürmüş, ateş çıkan gözleriyle o bir erkek çocuğu ne işi var ev işleriyle diye bağırarak annemi azarlamıştı. Evet doğuştan bir erkek çocuğu olduğum doğruydu ama ben annemle vakit geçirmekten her zaman zevk almışımdır. En sevdiğim uğraşlar ise komşu kadınlarla günlere gitmek, yemek tarifleri almak, dedikodu yapmak hatta mahallemize ara sıra gelen kadınlar matinesi ne gidip kurtlarımı dökmek ayrı bir zevkti.

Babamın gözüne girmek kaygısıyla erkek olmaya çalışmam boşuna bir uğraştı çünkü ben her zaman kendimi bir kız çocuğu saflığıyla seven annemin sesine aşıktım. Okul yıllarımda arkadaşlarımın kızlardan oluşması babamın bizim oğlan çapkın olacak demesine neden olurken annem durumumu çoktan anlamıştı.

Çift cinsiyetle doğan her çocuk gibi benim de içimde fırtınalar koparken etrafa belli etmeme çabası her geçen gün zorlaşıyor, tercihim düpedüz ortaya çıkıyordu.  Babamın zamanla benden uzaklaşmasına yol açan bu durumum karşısında eziliyordum.

İstanbul’un arka sokaklarında gezerken tanıştığım bir travesti arkadaş aman boş ver aileni sen hangi cinsiyetle gezmek istiyorsan o  ol, hayat senin hayatın dediğinde kendime bir söz verdim.  Evde kimsenin olmadığı bir saatte eşyalarımı topladım, yanıma aldığım eşyalar arasında eski cinsiyetimi bana hatırlatacak olan sadece artık solmaya yüz tutmuş Galatasaray formamdı.

Şimdi benim gibi travesti olan 4 arkadaşla birlikte bir evde yaşıyoruz.  Bazen televizyonda bir Galatasaray   maçını soluk formam kucağımda izlerken babamın bakışlarını ve benim aslan oğlum diyen sözlerini  duyuyorum .  Arkadaşlarım bu halime bir anlam veremese de ben içimde kaybettiğim babamın hatırasını yaşatıyorum.   Babamdan sonra bana aslan parçası diyen olmamıştı fakat her Galatasaray maçında televizyon karşısına geçip deli gibi aslan parçaları diye bağırman geçmişime duyduğum özlemin bir parçasıydı. Beni olduğum gibi kabul edecek olsalardı ömrümün sonuna kadar o aptal maçlarda sırf babamın gülen gözlerini görmek için aslan parçaları diye bağırabilirdim.

 

Türkiye travestileri

travesti deyince bunlar nerede yaşarlar demiyin çünki bir çok şehirde travesti ler yaşamaktalar bunlardan en çok istanbul travestileri ve ankara travestileri ve izmir taravestileri birde bursa travestileri olmak üzere 4 büyük şehirde yaşamaktalar diğer şehirlere göre sıralama şöyle gelişmekte antalya travestileri, izmit travestileri, kocaeli travestileri, ve samsun travestileri, kayseri travestileri, eskişehir travestileri, gaziantep travestileri, konya travestileri, mersin travestileri, adana travestileri, denizli travestileri, bodrum travestileri, marmaris travestileri, van travestileri, muğla travestileri, sakarya travestileri, adapazarı, bolu travestileri, gibi bir çok şehirde travesti bulunmaktadır. Gerçek travestileri görmek için travestı iclalin sitesi kelimesine tıklayarak sitelerini buradan takip edebilirsiniz. Gerçek, ciddi arkadaşlıklar bu sitelerdedir. Bursa bölümündeki arkadaşları görmek istiyorsanız yukarıdaki şehrirlerden busa olanana tıklayarakta onlara ulaşabilirsiniz. Bir filimde onlar her yerde diye bir slogan var ve işte bizim arkadaşlar içinde aynı şeyi söyleyebiliriz :)). Ayrıca travesti kelimesine tıklayarakta istanbul avrupa yakasındaki arkadaslara ulaşa bilirsiniz. Birde Anadolu yakası travestileri var onlarıda bu linkten görebilirsiniz. Arkadaşlarımızın bir çoğu sitelerde bulunmakta ve burada kendi bölgelerinin linkleri yok ise İclal’e ulaşıp koydurabilirler. Bu vatan hepimizi ve herkesin yaşamaya hakları olduğu gibi bizlerinde burada yaşama hakkımız var tabiki tüm bölgelerde olacağız. Trv’ler translar da vergi veriyor elektirik su ödüyor onların da gözleri, elleri var, duguları düşünceleri var, işte bu yüzden onların da yaşam hakları var.

Mor Çatı

Eşlerinden şiddet gören kadınların hayatlarını sürdürebilmek için açılan mor çatılar sadece normal kadınlar için hizmet vermeye devam ederken trans bireyler için böyle bir olanak yok sanıyorsanız? Yanılıyorsunuz.

İstanbul Dolapdere’de yaklaşık 1 yıl önce açılan travesti bireylere hizmet veren sığınma evinde masrafları durumları iyi olan trans bireyler karşılıyor. Evlerinden atılan para kazanamadığı için yaşama şansı bulamayan travestiler sığınma evinde işleri paylaşarak yapılıyorlar. Yakında huzurevine dönüştürülmesi planlanan sığınma evinde çok sayıda hasta translar barınmaktadır.

Avrupa’da bir ilk olan sığınma evinin yeşil kartlı olmasına rağmen hastanelerden yararlanamayan travestiler için umut ışığı olması yüzleri güldürüyor.

Erkekler için ilk sığınma evi ise 2000 yılında açılmıştı.

Hala yetersiz kalan bu sığınma evlerinin sayısının artması gönüllü hayırseverlerin bağış yapması ile mümkündür.

Sığınma evinde kalan bir travesti kendilerine çok iyi bakıldığını sağlık sorunları ile ilgilenildiğini anlatırken, gözleri doluyor. Sığınma evinde kalmaya başlamadan önce uyuşturucu bağımlısı olduğunu anlatan travesti arkadaşımız “buraya geldiğimden beri içmiyorum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum” diyor. İçimizden biri olan trans arkadaşlarımızın en iyi şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri herkesin insanlık görevidir.

Şefkat-Der’in  hiçbir insan sokakta barınmasız, aç, susuz ölmesin diye başlattığı bu sığınma evleri projesinin artarak genç kızlara, genç erkeklere, cinsel istismara uğrayanlara çare olması hepimizin dileğidir.

 

Evrim Teorisi

Dünya kurulduğu günden beri üzerinde canlıların yaşamadığı dünya tarihinin 7 milyon yıl insanlık tarihinin ise 2.5 milyon yıl olduğu biliniyor. İlk canlıların dünya üzerinde ne zaman yaşamaya başladığı ise günümüzde bilinen bir gerçek değildir. Darwin evrim teorisini ortaya attığında evrime karşı çıkanlar bugün acaba gerçekten evrim var mı? Sorusunu kendilerine sormaya başlamışlardır. Dünya 7 milyon yılda sürekli değişirken insanın değişmesi neden bu kadar anlamsız olsun.  İnsan bulunduğu ortama en çabuk ayak uyduran canlıdır. Hamamböcekleri gibi her duruma ve koşula uyabiliriz. Kutuplarda soğuğa ekvatorda sıcağa alışabildiğimiz gibi. Sıcak iklimlerde yaşayan insanların siyah tenli olması onların güneşin zararlı etkilerinden daha az etkilenmesine neden olurken kuzeyde yaşayan insanlar güneşi az gördükleri için beyaz tenli ve sarışın olurlar. Erkeler, kadınlar ve Erdişiler diye üçe ayırdığımız insanlar dünya ile birlikte evrim geçiriyorlar biz uzun zaman içerisinde gerçekleşen bu durumu göremiyoruz o kadar, insanları birbirlerinden ayıran tek özellik içlerinde var olan ruh olduğuna göre ruhları farklı bedenleri aynı canlılar olduğumuzu kabul etmeliyiz. Birbirimize bu kadar benziyorken, aramızdan bazılarını farklı bulup reddetmek,  cinsiyet ayrımı yapmak, onlara kapılarımızı kapatmak yanlıştır. Erkek mi, kadın mı belli değil diyerek reddettiğimiz travesti, lezbiyen yakıştırması yaptığımız bu insanlar senin atandan türemiş senin gibi insanlardır.  Evrimi kabul etmek bilinmeyen bir denklemin mantığını kavramak için bizlere fırsat verir.

Aşk Nerede Başlar

beyinİnsan vücudunun en korkak organı hangisi hiç merak ettiniz mi?
Kafatasının üst bölümünde beyinzarı ile örtülü, iki yarım yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluşan duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, yani beynimiz yanlış duymadınız evet beynimiz en korkak organımız, daha biz anne karnında iken gelişimini tamamlayan beyin diğer bütün organlarımıza sinirlerle hükmeder tıpkı bir şef gibi organlarımıza neyi nasıl yapmaları gerektiğini emreden beynimiz bir tehlike anında şalterleri indirir ve teslim bayrağını çeker.
Kan pompalama görevini üstlenen kalbimize ise söz geçirmeyi başaramaz, örneğin beyin ölümü gerçekleşen insanların kalplerinin atması bu yüzdendir. Beyin erkek beyin ve dişi beyin olarak ikiye ayrılır; erkeklerin erkek beyni dişilerin ise dişi beyni olduğunu çağrıştırmasın bu size pek çok kadın erkek beynine sahipken, pek çok erkek de dişi beyine sahiptir. Bir travesti dişi beynine sahiptir bunu herkes böyle bilsin.
Kadınların çoğunlukla hassas ve duyarlı olması erkek beyninde olmayan bazı nöronların dişi beyinde yer almasından kaynaklanır. Anlayışsız kalpsiz diye tabir edilen erkeklerin ise beyinlerinde bu nöronlardan bulunmaması “bu erkekler bizi hiç anlamıyor” dememize sebep olur. Oysa ki suç erkeklerin değil yaradılış şekillerinindir.
İnsana bütün duyguları yaşatan beyin organı iken aşk duygusunu hep kalp çizerek anlatmışızdır, çok fazla anlam yüklediğimiz kalbimiz bu durumu bilseydi kendiyle gurur duyardı derdim ama maalesef duygular sadece beyinde yaşanıyor.
Beynimiz içinden çıkamadığı sorunlar karşısında salgıladığı hormanlar sayesinde duyarsızlaşabilir. Çok büyük kazalar atlatan insanların olay anını bir film şeridi gibi başkasının ağzından anlatır gibi anlatması bu yüzdendir. Ölüm anında da beynin salgıladığı serotin hormonu sayesinde hiç birşey hissetmeden göçeriz bu dünyadan, dişi beyinliler kıvrak bir zeka ve düşünme yeteneğine sahip olduklarından insan ilşkilerinde erkek beyinlilere karşı üstündür bu yüzden pek çok firma halkla ilişkiler bölümünde kadın eleman çalıştırırlar.
Her yönden anne olmaya hazırlanmış dişi beyinliler merhamet ve vicdan duygularını çok yoğun yaşarlar, avcı olamazlar mesela bir geyiği gözünü kırpmadan vurabilmek için erkek beyne sahip olmak gerekir. siz hiç sokakta aç kalmış bir kediyi bağrına basan erkek beyinli gördünüz mü? Gördüm diyorsanız gördüğünüz dişi beyine sahip bir erkekten başkası değildir.
Kadınlık hormonları doğuştan fazla olan erkekler çift cinsiyetli dediğimiz gayler, travestiler, erdişiler aslında dişi beyin ile yaratılmışlardır. Bu yazıyı okuduktan sonra sakın ok işareti ile ikiye ayrılmış bir beyin çizip sevgilinizin ismini yazmaya kalkışmayın çünkü dişi beyinler için görsellik her zaman birinci sıradadır. o yüzden alışveriş merkezlerini erkekler değil kadınlar doldurur.